HİKAYEMİZ
Uyku ile uyanıklık arasında, deneyimlerin birleştirdiği o kutsal boşlukta MONA doğdu. Bir isimden çok bir enerji, bir bilinç.
Bali’nin yumuşak sabah ışığında, bir tesadüf gibi başlayan bir palm reading seansı, aslında kaderin sessiz bir davetiyesiydi. “MOther of NAture” — doğanın anası — sözcükleri, sadece bir unvan değil hissini taşıyordu. Çünkü MONA’nın özü, insanın ötesine geçen bir farkındalığın, hayvanlara, bitkilere, ekosistemlere ve tüm varoluşa yayılan şifa, şefkat ve ışığın doğal akışını temsil ediyordu.
Bu içsel bilgi, Tasmania’daki MONA Müzesi’nde zamanın durduğu o büyülü anla tamamlandı. Eskiyle yeninin dans ettiği o post-modern tapınakta, sanatın çıplak özüyle karşılaşmak, MONA’nın ruhunun şekillenmesini sağladı. Orada, geçmiş ve gelecek aynı nefeste birleşti — tıpkı doğanın döngüsü gibi.
Ve sonra bir gece, uyku ile uyanıklık arasında, zihnin tüm bu deneyimleri birleştirdiği o kutsal boşlukta MONA doğdu. Bir isimden çok bir enerji, bir bilinç… Bir çocuğun saf merakıyla, bir kadının sezgisiyle, doğanın kadim bilgeliğiyle yoğrulmuş bir varlık.
Dillerde MONA İfadesi
Eski İngilizce: Ay – döngü, sezgi, kadınsı enerji
Latin: Danışman, bilge – yön gösteren rehber
Pali: Sessizlik, özden bilgelik – derin farkındalık hali
İrlandaca: Asil, soylu – ruhun zarafeti
Arapça: Umut, arzu – yaratımın kıvılcımı
İspanyolca: Sevimli, güzel – yaşamın tatlılığı
İtalyanca: Lady – zarafet ve güç